Alkali beslenme, vücutta sindirime girdiğinde asit atık yükü bırakan sevdiğiniz zararlı yiyecekler yerine; tamamen yavan ve tatsız olduğu düşünülen –ki böyle olmadığını alıştıkça anlayacak, hatta ne kadar lezzetli olduklarını fark edeceksiniz– sebze ve yeşilliklerden oluşan bir beslenme biçimi değildir.

Alkali beslenme; tüm pişirilmiş, islenmiş yiyecekleri yasaklayan, her şeyi çiğ tüketme esasına dayanan bir canlı ve çiğ beslenme (raw food) biçimi de değildir.

Alkali beslenme; yasakların, keskin çizgilerin, olmazsa olmazların, yenmemesi gereken besinlerin uzun bir listesinin yer aldığı yeni bir diyet de değildir.

Alkali beslenme farklı, lezzetli ve bir o kadar da sağlıklı yiyeceklerin diyarına yapacağınız bir keşif yolculuğu; bunun yanı sıra, alıştığınız besinlerden kopmadan, nasıl daha sağlıklı ve vücudunuzun sindirim mekanizmasına uygun besleneceğinizi öğreten beslenme biçimidir.

Bu yolculuk, alışılagelmiş damak tadından daha lezzetli yeni tatların keşfi, yediğiniz her besinin vücudunuzda nasıl bir etki yaratacağını bilerek, bu besinlerin neden daha az yenmesi, neden yenmemesi ve niçin yendiğini bilerek, faydasını sağlığınızdaki değişimden rahatlıkla hissedebileceğiniz yaşam biçimine açılan bir kapıdır. Ve asla zor, can sıkıcı ve uygulanamaz değildir.

Alkali beslenme, sağlıklı beslenmenin matematiğidir.

Sağlıklı beslenme sadece alkali atık ürün bırakan gıdalarla (taze meyve, sebze) olmadığı gibi, sadece asit atık bırakan gıdalar (proteinler, fast-food, hazır gıdalar) tüketerek de olmaz. Her şeyin bir dengesi olduğu gibi beslenmenin de bir dengesi vardır. Bu denge, %85 alkali %15 asidik; %75 alkali %25 asidik; %60 alkali %40 asidik; %50 alkali %50 asidik olarak değişkenlik gösterebilir. Yaşam ve çevre koşullarınız, beslenme alışkanlığınız, tıbbi test sonuçlarınız; bu oranların değişiminde en büyük etkendir.

Miyase Bülbül