“11 ayın sultanı” diye anılan Ramazan ayı süresince vücudun asit-alkali dengesini korumak ve vücudumuzdaki asit artışını önlemek; Ramazan sofralarında yenilikçi bir düzene geçmekle mümkündür. Oruç tutmak; nefsimizi güçlendiren, manevi yönü güçlü bir olgudur ve doğru beslenme programı ile yapıldığında, vücudu rahatlatıp toksinlerden arındıran bir değerdir.

Ancak bunun yanında, Ramazan ayı boyunca vücut yeni bir beslenme düzenine gireceği için sindirim sisteminde sorunlar ortaya çıkabilir. Uzun bir açlık sonrası tüketilen ağır yemekler; karında şişliklere, gaz problemine, kabızlık sorununa yol açabilir. Vücut, alıştığı sistemin dışına çıkıldığında tepki verir. Bu tepkileri en aza indirmek ve uzun açlık sürelerine rağmen eklenen kilo problemleri ile baş edebilmek için Ramazan ayı boyunca beslenmeye daha fazla özen göstermek gerekir.

Özellikle bu yıl, aşırı sıcakların da olabileceği bir dönemde oruç tutulacaktır. Sıcak havalar vücudun su kaybını artırır. Terle birlikte vücut için yararlı mineraller de kayba uğrar. Bunun sonucu baş ağrısı, halsizlik, bulantı, bayılma hissi, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü gibi birçok rahatsızlık ortaya çıkabilir.

Kaybolan su ve mineral miktarının yerine konması gereklidir. Bu yüzden iftar ve sahur arasında sıvı tüketimine çok dikkat edilmeli ve bol miktarda pH değeri yüksek su içilmelidir. Ayrıca sebze sularına, bitki çaylarına, ayrana, hafif ateşte pişmiş şekersiz kompostolara ve su oranı yüksek besinlere ağırlık verilmelidir. Kaybolan su oranını telafi etmek; iftar ve sahur arasında en az 4-5 adet büyük bardak alkali su içerek ve iftar sofralarında su yönünden zengin, besin değerleri yüksek sebzeleri bulundurarak mümkün olabilir.

Miyase Bülbül

 
Buy MalegraFXT online
Buy Dostinex online
Buy Diflucan online