Vücudumuz doğduğumuzda alkalidir. Genel sağlık, vücudun bu doğal alkali dengesini korumakla yakından ilişkilidir. Bu yapıyı ne kadar koruyabilirsek; o kadar sağlıklı, enerjik ve genç görünür, ideal kilomuzu koruruz.

Ramazan ayı boyunca iftar sofralarınızdan kolalı, sodalı, şekerli, asitli içecekleri, kızartmaları, şarküteri ürünlerini (sucuk, salam, sosis), işlenmiş karbonhidratlar olan pasta, börek, unlu ve şekerli tatlıları, ekmek, pide, simit, poğaça gibi hamurlu ürünleri, hazır gıdaları, konserveleri, şekerlemeleri, yüksek şeker içeren meyveleri uzak tutarak ve hayvansal proteinleri (kırmızı et,  süt ve süt ürünleri) mümkün olduğunca azaltarak; vücudun alkali dengesini korumasına yardımcı olabiliriz.

İftar sofralarında, yaz sofralarına uygun, yaz sebzelerinden hazırlanmış zeytinyağlılar, bol yeşilliklerden oluşan rengârenk salatalar, sebze suları, kavrulmamış çiğ kuru yemişler, kuru baklagillerle hazırlanmış sulu yemekler, çorbalar yer almalı; hayvansal protein olarak balık tercih edilmelidir. Biraz humus, biraz piyaz, bol yeşilliklerden oluşan taze domatesli salata, zeytin, bir kâse ceviz, iyi etten yapıldığına emin olduğunuz pastırma, zeytinyağlı taze fasulye, bamya, barbunya, kabak gibi seçenekler; sizi hem besleyecek hem de tok tutacak, üstelik vücudun alkali dengesini artıracaktır.

Meyve tercihinizi ise iftardan iki saat sonra 1 şeftali, bir avuç kayısı, erik, kiraz, 1 armut, 1 elma, 1-2 dilim karpuz ya da kavun seçeneklerinden birisi ile rahatlıkla karşılayabilirsiniz. Ramazanın simgesi olan kuru hurma son derece faydalı, vücudun doğal dengesine uygun bir şekerdir. İftardan sonra veya önce yenilen 1 ya da 2 adet hurma, günlük şeker ihtiyacınızı karşılayacaktır. 2 adetten fazla tüketmemeniz tavsiye olunur.

Bu yaklaşımla baktığınızda, alkali beslenme hiç de zor olmayan, her zaman olduğu gibi Ramazan’da da zevkli, lezzetli ve uygulaması kolay bir beslenme biçimidir.

Miyase Bülbül