İşte Benim Hikayem! – II

Az yiyerek uyguladığım bilinçsiz rejim sırasında, doğal olarak beynimin ihtiyacı olan günlük miktarları alamıyordum. Genç kızlığa adım attığım o yıllarda sağlık sektörü bu kadar gelişmemiş, spor ve dengeli beslenme bilinci bu kadar yerleşmemişti. Rejim yapmak, boğazdan kesmek demekti. Bir müddet az yer, kiloları verince eski usul yemeye geri dönülürdü.Kilo alınca hadi bakalım yine sofralara küsülürdü. Aynı yoyo topu gibi, bir rejimdeyim bir rejimde değilim, bir rejimdeyim bir rejimde değilim; günler geçerdi.Rejim hayat boyu bitmeyen senfoni gibiydi (-Hâlâ da birçok kişi için öyle ya-). Bu gelgitler üzerine kurulu yaşam; beden sağlığımı, akıl ve ruh dengemi iyice bozuyor, başta kabızlık olmak üzere zayıflayan bağışıklık sistemimin etkisiyle sık hastalanıyor, halsiz ve yorgun oluyordum. Bir yerde yanlış yapıyordum, ama nerede?

Bu düşünce ile beslenmeyle ilgili her söylenene kulak kabartmaya, az olan kaynaklarla elimden geldiğince sağlıklı zayıflamanın temellerini öğrenmeye gayret ediyor, kendimce doğru bir yol bulmaya çalışıyordum. Başıma gelen rahatsızlıklar da beni telaşlandırmıştı. Bir yandan kansızlıkla uğraşırken, diğer yandan hiçbir neden olmaksızın reglden kesilmiştim. Bu ani kesilişin böylesi erken bir yaşta olması hepimizi endişelendirmiş, meraklandırmıştı. Hiçbir doktor bunun tam olarak ne olduğunu çözememiş, gittiğimiz doktorlar guatrdan şüphelenmiş, testler istemiş, kansızlık diye yorumlamış, ur ihtimalini ortaya atarak yüreğimizi hoplatmıştı. Yapılan tahlillerin sonuçları düzgün çıkıyor, olumsuz ihtimalleri sıfırlıyor ama benim durumumda bir değişiklik olmuyordu. Hâlâ regl olmuyordum. Bir de kansızlık ve demir eksikliği başımın derdiydi. Ciddi boyutta kabızlık çekiyor, saatlerce tuvalette oturuyor, günler boyunca dışarı çıkamıyordum. Sürekli diare için ilaçlar kullanıyordum. Aşırı kabızlık; halsizlik, şişkinlik, gaz ve hasımsızlık yapıyor, keyfimi kaçırıyor, beni mutsuz ediyordu. […]

Yazan |Ocak 2nd, 2014|Makale|Yorum yok|

İşte Benim Hikayem! – I

Ben tam bir yemek arsızıydım. Her dakika, her saniye yemek düşünür, sevdiğim yemekleri gereğinden fazla yer, asla bir tabak veya bir porsiyonla doymaz, mutlaka birkaç tabak daha yerdim. Yemek yemeyi çok severdim. En sevdiğim şey patates kızartmasıydı. Ketçap, hardal ve mayonezle neredeyse iki tabak giderdi. Kabak böreği benim için böreklerin kralıydı. Tahinli çöreğe ne demeli, bence yanında yatmayıp yemeli. Göbü gelir arkadan, iyi gider ev yapımı reçel ve tereyağıyla. Biraz ucundan, biraz sonundan hepsi bitiverirdi farkına varmadan. Ya kalbura bastı, tatlıların hası. Altı tutmuş, yanık kıtır kıtır, üstüne ceviz de serpilmiş, yemezsem hatırı kalır.

Bana sorsalardı son yüzyılın en önemli keşfi, üstü çikolata kaplı kestane şekeridir derdim. Dayanamaz, günde birkaç tane yerdim. Şeker de şekerdi hani, önce çikolata keyfi, sonra tatlı kestane püresi, dünyanın sekizinci harikasıydı sanki. Sırada dondurma vardı. İçinde çikolata parçaları olanına ne demeli, sorgusuz, sualsiz doğrudan damardan vermeliydi. Çocukken de en çok Alanya’ya gitmeyi severdim. Alanya’da dondurma külahla değil kiloyla satılırdı. Ben doymadan önce gözüm doyardı. Dondurmanın hastasıydım (sevgili hocam Ayhan Sicimoğlu’nun kulakları çınlasın). Havacılık eğitimi aldığım sıralarda, Taksim Divan’ın, aralarına beze parçacıkları konulmuş, kat kat kaymaklı dondurma üstüne eritilmiş çikolata soslu rokoko pastasıyla tanışmıştım. Rokokoya âşık olmuştum âdeta. Her gün eğitim biter bitmez soluğu Divan’da alıyor ve rokokonun deyim yerindeyse dibine vuruyordum. İşte öyle günlerin birinde, rokoko sevdam yüzünden garsonla başım derde girdi, kovulmaktan beter oldum. […]

Yazan |Aralık 19th, 2013|Makale|Yorum yok|

Başlarken

Hayat, sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin takdirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği takdir edebilmek ve sağlıktır.

Ralph Waldo Emersan

Ben, 1960 kuşağının, her türlü teknolojik yeniliğin icadında sözü geçen, iletişimde devrim yaratan, hayata atılıp durmadan çalışan, üreten, sektörler kuran, çağ atlatan neslin çocuğuyum.

Ben, orta yaşlarımıza kadar çalışıp başarı ve parayı elde ettikten sonra kendilerine dönüp, çalışarak kaybettikleri gençlik yıllarını kazanmak adına sağlık sektörünü devleştiren, en büyük müşterisi olan nesildenim. […]

Yazan |Aralık 18th, 2013|Makale|Yorum yok|